Bu yazıyı okuyacak arkadaşlarıma sesleniyorum, bu yazımı facebookta ve twitterda da paylaştığımda yazının sadece yazısal/yazınsal değeri üzerine yorum yapınız rica ediciğim, işte bunlar herkesin başına geliyor da , biz de yaşıyoruz bunları gibi şeyler yazmayın ne olur; çünkü benim amacım kendimden yola çıkarak yazmakla ilgili yeteneğimi geliştirmek...Şimdi bu sabahtan başlayayım, lanet cep telefonu alarmıyla uyandım ( ah lanet dedim pardon- şükürler olsun ki elim ayağım tutuyor ve yaşasın sabahın erken saatlerinde güne başlıyorum, çocuklarımı hazırlayıp okula gönderebiliyorum). Sonra hangi işi yapayım diye düşündüm ve salak olma yavrucuğum herkes gibi önce kahvaltıyı hazırla dedim kendime ( içimden). Dün yarısını izlediğim filmi DVD oynatıcıda başlattım, güzelce kahvaltıyı hazırladım, kocacığım ile kahvaltı ettik, sonra ben keyif çayımı o da keyif ( suda çözülür ve süt eklenmiş [nescafe diye bilinen ama burada Jacobs goldun kullanıldığı ve bunu okuyanların bu detayı bilmese hücceten ölecekleri ] ) kahvesini içmek için salona geçtik ve benim ütü yaparken izlemem için bir film işaretledik, ikinci çayımı da facebokta değerlendirip kocacığımı yolcu ettikten sonra pres ütü faslına başladım. Film Meg Ryan ile Tom Hanksin oynadığı 1993 yapımı " Sleepless in Seattle " filmiydi . Romantik komedilere bayılırım, ama özellikle ütü yaparken daha romantik oluyor, bir de arada telefonla konuşarak ama ütüyü bırakmadan ve göz ucuyla filmi takip ederek bu romantizmi de sabote etmedim değil hani....Meg Ryan'ın estetiksiz hali ne kadar estetikti değil mi? Neyse film bitti banyo yaptım ,kapı çaldı, aynı apartmanda oturan küçük halam dışarıdan geliyormuş kapıda yılbaşı menüsü üzerine küçük bir konuşma yaptık,sadece eniştemin değil aslında benim de yemek seçtiğim tespitini yaptı halam , makarna böreğine karşı çıktığım için ki gereksiz bir yemek bence ;bir de yeri gelmişken söyleyeyim çünkü kamuyu ilgilendiren bir konu atlamak olmaz aşurede kayısıya da çok karşıyım, çok lüzumsuz hem tadı hem kıvamı mahvediyor siz pişirirseniz kayısı koymayın lütfen.Sonracığıma da bir Türk kahvesi pişirip bilgisayarcığımın başına geçtim.
Şimdi baştaki uyarıyı niye yaptın dediğinizi duyar gibi oluyorum adeta sayın seyirciler, bu eşimin işyerini devretmesini müteakip, devralanların Ağustostan beri aydan aya ödemeleri gereken senetleri bir türlü ödememeleri vesilesiyle oluşan banka kredisi ve kredi kartı aksamalarından mütevellit banka müşteri temsilcileriyle zaman zaman yaptığım işte ayın zımbırtısında ödeyemeyeceğim de filanında ödeyeceğim mutat telefon görüşmelerimi de gerçekleştirdim , ama bugün bunların moralimi bozmasına izin vermedim zaten eski Türkçe kelimeleri de kullanınca sanki böyle daha az problemli bir şeyden bahsediyormuşum gibi oldu , değil mi ben beğendim şahsen, evrene de doğru mesajlar vermeye çalışıyorum ki, kendisi (yani evren) böyle bu sevgili 2010 yılının sonunda ve takip edecek olan nurtopu yılımızda bana temiz enerji ve milyon dolarlar göndersin. Ay yine çok karışık yazdım ama idare ediverin işte , siz evrenden daha hoşgörülüsünüzdür benim sayısı onu geçmeyen ama yakın gelecekte binlerle ifade edilebilecek olan sayın ve sevgili blog takipçilerim, yılbaşına kadar yazamazsam herkese mutlu yıllar olsun; Allah gerçekten dertlilere deva, hastalara şifa versin, isteyene aşk versin isteyene para versin ya da hepsini birden versin olsun bitsin OH ...