Eveeeeeet, aslında evet diye metin başlamaz; ama başlıyorum gitti...Şu anda saat 00.25 ; 2015 ;Mayıs'ın 31'i ...Artık dün olan gün; alarm kurmadan kalktığım , kafamda yapmak zorunda olan bir şeyin stresi olmadan geçirdiğim bir gündü...
Şu anda olan ve unutmadan not düşmek istediğim bir şey var. Büyük yavrumla küçük odadayız, küçük televizyonda İZ TV açık, İKİNCİ YENİ belgeselin adı ve Turgut Uyar ile Edip Cansever'i merkezine alıyor program. Güzel yavrum bana şu soruyu sordu: Şiir anlamak için çok şiir okumak mı gerekir, yoksa edebi olgunluğun oluşması yeterli midir?
Ben de "sen bu lafı ediyorsan anlarsın" dedim , şu an sabahki enerjimden eser kalmamış olmasına rağmen içim gururla dolarak, onaltı yaşındaki Ece'me...
Uğur Polat konuşuyor şimdi , "Ben Ruhi Bey Nasılım"ı oynamıştı ve Devlet Tiyatrosu'nda yanlış hatırlamıyorsam Aziz Nesin Sahnesi'nde izlemiştim ( 94/95 Tiyatro sezonunda yirmi , bir yıl sonra on oyun izlemiştim; sonra iki yıl daha beşin üzeri onun altı oyun izledim; ne yazık ki bugüne kadar onaltı yılda o dört yılın toplamına yaklaşamadım bile, o dönemin bana çok şey kattığını düşünüyorum; yine hayatın güneşli yüzüne , sanatla dolu günlere kavuşacağımı umuyorum)...AKM açıktı düşünebiliyor musunuz , AKM'ye hasret kaldık...Bu oyunu izlemiş olduğumu hatırlamak da beni sevindirdi...
İlk yazımda bahsettiğim hayale dönecek olursak...İlk yazımda belirttiğim gibi erken uyandım , biraz yatakta cep telefonundan sanal medyaya girerek oyalandım; sonra kalktım çamaşır makinesini ve bulaşık makinesini çalıştırdım, Ece ile eşim uyuyorlardı, minnoş Mine'm dün koristi olduğu koronun konserinden sonra halamda kalmıştı...Tiroid ilacımı içtim , su kaynattım; ekmek, üçgen peynir,zeytin ve sallama çay ile televizyon karşısında kahvaltıma başladım, önce Dizimax Comedy'de bir diziye baktım biraz, sonra izleyecek bir şey ararken ilk yazımda afişini paylaştığım yaklaşık yirmi dakika önce başlamış filme takıldım ( Güzel bir ifade olmadı; affımı rica ediyorum :] ) . Filmde bir sahnede kaçırılmış olan adamın eşi adamın sevgilisinin evine gidiyor. Takıldığım şey konudan çok bağımsızdı, sahnenin geçtiği salon dekorunu çok beğendim ve ev hayalleri kurdum iki dakikada , sabah hayal çok hoşuma gitmişti; ama şimdi hiç bahsetmek istemiyorum...Allah insana ulaşamayacağı hayali kurdurmaz, diye bir şey duymuştum, biraz evvel googleladım
"Allah, nasip etmeyeceği şeyin hayalini kurdurmaz." /Hz. Osman
bir blogda bu sözü buldum, Sayfada da İnşirah Duası paylaşılmıştı...Allah hepimizin hakkında hayırlısın versin. Okuduğum, yazdığım ve çeviri yaptığım boğaz manzaralı kendime ait küçük bir ev , ailemle yaşayacağım konforluca tapusu da bize ait büyükçe bir ev ve güzel bir yazlık hayal ettiydim...Sağlıkla ve hayırlısı ile belki bir gün...
Her ne kadar günümü dinlenmeye ayırmaya çalışsam da ve arada küçük bir öğleden sonra şekerlemesi yapsam da , bir sanal market alışverişi, iki posta çamaşır, arada bir çay saati,küçük odanın süpürülüp, silinip tozlarının alınması , tuvalet temizliği, kıymalı spagettili ve şaraplı çok geç bir akşam yemeğini günüme sığdırmayı becerdim. Çay saatinde de Ece'mle sohbet ettik ve "Forever" diye bir dizi izledik, çok beğeniyorum Amerikan dizilerini, bir gün en azından bir dizi için bir senaryo grubunda yer alabilmeyi diliyorum.
Akşam yemeği için ben giyindim, takılandım ve göz makyajı yaptım, beni görünce Mine de giyindi ( Eşim minnoşumu akşamüstü dışarıdaki işini bitirdikten sonra almıştı , okurum da benim gibi takıntılı ise onun yokluğunu fark etmiştir :] )...Fakat bizden başka üzerini değiştiren olmayınca ve LİG TV eşliğinde yemek yiyince benim yemeğim kısa sürdü...Şarabıma Facebook eşliğinde devam ettim...Gerçi kadeh kaldırma ve methiyeler oldu ; ama duygudurumu kanal değiştirince bir müddet o kanalda kalıyorum :) Sonrasında yukarıda bahsettiğim şiir ve tiyatro ikilisi ile mutlu oldum; lakin AKM aklıma geldiği için ve ülkece içinde bulunduğumuz her açıdan, ama özellikle sanat açısından sisli , puslu, karanlık , soğuk, fırtınalı koşullara yine yeniden canım sıkıldı...
Bu yazıyı da seksenlerin sonu doksanların başındaki özel televizyonların ilk canlı yayınları tarzında yazmış bulunuyorum; ama bu STAR TV değil de TELEON tadında oldu biraz, tevellütü tutanlar hatırlar :)
İyi geceler dilerim herkese , ben biraz daha ev işi yapıp yatacağım...Herkese önce sağlık, beraberinde varlık ve neşe diliyorum...O kadar canlı yayın yaptım , bari kapanış da TRT'den gelsin :
ŞEN VE ESEN KALIN!:)