Ah çok şükür bilgisayarımın başına oturdum ve yazıyorum...Son iki yazımda iş bulduğumdan bahsetmişim...15 Eylül'de okullar başladı ve ben de işbaşı yaptım...O kadar heyecanlıydım ki ... Ben ve İtalyanca öğretmeni arkadaşım part time olarak işe girmiştik; fakat okulda bu yıl kayıt yoğunluğundan dolayı sınıf sayısı arttığı için doğal olarak ders sayısı da arttı ve ikinci gün kadroya geçtik...Zor geçen birkaç yılın ardından güzel gelişmeler
oluyordu hayatımda...Yaklaşık bir ay daha önceden part-time'a göre ayarlandığı için haftanın ilk üç gününde 23 dersimi tamamlıyordum...Belki de böylesi iyi oldu, tavana yaklaşmış kaygı düzeyimi daha da arttıracak boşluk kalmıyordu arada...Sabahları altıya kursam da saati bölük pörçük uykumun ardından beşbuçukta zınk diye uyanıyordum...Aaa bu arada 15 Eylül'de işbaşı yapmamın altı gün sonrasında bir de evi taşıdık...Beylikdüzü'ne değil ( Önceki yazıda orada ev bakacağımızı yazmıştım) Bahçelievler'e taşındık neyse ki...
Ev taşımayı sevmediğimi daha önce de belirtmiştim sanırım; bundan sonra bir mucize olur da kendi evimize taşınırız inşallah...Mucizeler oluyormuş çok şükür...
Bayram sonrasında ders programımız beş güne yayıldı , etütler, nöbetler ve sınav görevlendirmeleri ile hala tecrübesi az olsa da bir öğretmendim artık...
Saçım kısaldı, rengi değişti, gardırobum yenilendi...Bana "Hocam" ya da "Frau Sezer" diye hitap ediliyor ... Hala şaşkınım, heyecanlıyım, kısa sürede bu kadar değişikliğe uyum sağladığım ve kendimi dönüştürme gücü bulduğum için gururluyum...Bazen de çok zorlanıyorum, ev düzeninde sıkıntı yaşıyorum , sinir basıyor ; ağlıyorum, göz yaşlarımı siliyorum ve yoluma devam ediyorum...
Doğal olarak pek çok insan da girdi hayatıma, öğretmen mesai arkadaşları, öğrenciler ve veliler ...İnsan ve iletişim delisi biri olarak bu durum beni rahatsız etmiyor elbette; ama onları ediyor mu bilemem tabii :)))
22 Kasım gecesi okulumuzun Öğretmenler Günü kutlaması vardı, çok eğlendik; yalnız o gün boyattığım kızıl saçlarım akmasaydı gece benim için biraz daha zahmetsiz olacaktı ya neyyyseeeee...Çok eğlendik İtalyanca'cı arkadaşımla , kendisi benden 16 yaş küçük, bu anlaşmamıza engel değil tabii...Burcumuz ve yükselen burçlarımız aynı bu arada...Yeşim Salkım'ın bana mikrofon tutması da beni ziyadesiyle memnun etti tahmin edersiniz...(Böyle diyorum; çünkü genelde arkadaşlarım okuyor blogumu; arkadaşım olmayan binlerce okurum için belirteyim ki şarkıcı olamamış olmak içimde bir yaradır :] )
Kendileri bu konuda çok mütevazı olsalar da işe girmeme vesile olan iki kişiye buradan tekrar şükranlarımı sunuyorum, biliyorum ki onlar yazılarımı da okurlar...
Çok iyi bir yazı olmadı ; çok içime sinmedi ; ama artık yoğun bir kadınım ( ve kendimi güldürüyorum hala çok şükür ) silip baştan yazamayacağım; idare ediverin artık...
NOT : Cumartesi'nin ardından Pazartesi ilk Öğretmenler Günüm için çok heyecanlıydım, hevesim kursağımda kaldı biraz...Ama benim küçük meleğim, öğrencim de oldu bu sene, eve gelince bana kağıttan bir çiçek ve kart hazırladı...
İkinci Not : Yine başlığı açıklama ihtiyacı doğdu , artık ev kadını olmasam da blogumun adını değiştirmiyorum, başlık bu yüzden böyle oldu :)...




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder